Polikistik Over Sendromu

Polikistik Over Sendromu

Polikistik Over Sendromunun Follikül Oluşumuna Etkisi

Polikistik over sendromu üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin hastalıktır. PKOS olgularının %95'i, ultrasonografide PKO morfolojisi, oligo-amenore ve hiperandrojenizm bulgularıyla karşımıza çıkarlar ve bu grupta polikistik over morfolojisi ve glikoz intoleransı daha belirgindir. IVF tedavisi sırasında bazı PCOS'lu hastalar normal embriyo gelişimi ve normal gebelik oranları göstermekle birlikte bazılarında oosit gelişimi bozuktur özellikle aşırı kilolu olanlarda oosit fertilizasyonu sorunludur. Çok sayıda çalışma göstermektedir ki, çeşitli faktörler farklı endokrin ve lokal mekanizmalar aracılığı ile oosit matürasyonunun ve dolayısıyla embriyo gelişiminin bozulmasına yol açmakta ve PKOS hastalarındaki düşük gebelik oranlarına neden olmaktadır.

PKOS'da over morfolojisi incelendiğinde preantral ve erken antral dönemdeki foliküllerin normal olduğu ancak mid-antral aşamada biriken foliküllerin çokluğu görülür. Bu aşamada foliküllerin büyümesinde duraklama ve dejenerasyon başlar. Follikülde birikmeye devam etmesine rağmen granüloza tabakası daha fazla atreziye olur. Böylece follikül ince duyarlı bir kist haline gelir. Bunun klinikteki anlamı her büyüyen follikülün sağlıklı oosit taşıyacağının düşünülmemesi gerektiğidir.

PKOS'ta, yukarıda özetle bahsedilen morfolojik değişikliklerden başka, fonksiyonel ve özellikle parakrin/otokrin mekanizmaların da aracılığı ile follikülogenez olumsuz yönde etkilenmektedir.

PKOS Yönteminde Birinci Basamak Tedaviler

Kilo Verme

Mevcut tedavi kılavuzları, kilo vermenin, sadece ovulasyon indüksiyonuna ve sonuç olarak gebelik elde edilmesine değil, aynı zamanda PKOS'ta yaygın olarak görülen obezite ile ilişkili kronik hastalıkların. (örn, diyabet, KVH) gelişme olasılığının azaltılmasına yardımcı olarak, PKOS tedavisinin önemli bir özelliği olduğunu vurgulamaktadır. Küçük kilo kayıplarnın dahi (örn,%2 - %5) metabolik ve menstrüel siklus anormalliklerinde büyük bir iyileşme sağladığı ve visseral yağ kitlesini belirgin olarak azalttığı göz önüne alındığında, kilo vermenin dolaylı olarak duygudurumunu etkilediği söylenebilir. Bu tür değişiklikler, duygudurumu ile ilişkili inflamasyon miktarını azaltabilmektedir. Kısa süreli kilo kaybı çalışmalarında kilo kaybetmiş olan kadınlarda, karın yağlarında, hiperandrojenizm belirtilerinde, insülin direncinde ve serum insülin düzeylerinde azalma ve lipid profilleri ve menstrüel siklus düzenliliğinde iyileşmeler gözlemlenmiştir.

Egzersiz

Önemli kilo kaybının olmadığı durumlarda dahi, düzenli egzersiz ile PKOS tedavisinin primer amaçlarından anovulasyonun düzeltilmesinde iyileşmeler sağlayabildiği görülmektedir. Yapılan bir çalışmada, diyet ve egzersiz danışmanlığı da dahil olmak üzere 6 aylık bir yaşam programı girişimi, PKOS'lu anovulatuar kadınların %60'ında menstruel siklusların normale dönmesini sağlamıştır. Ayrıca egzersizin tek başına primer klinik hedefleri geliştirdiğine ilişkin kanıtlar bulunmaktadır. Örneğin, ovulasyon oranı; PKOS'lu kadınlarda 24 saatlik bir egzersiz sonrasında, diyet yapılan grupla karşılaştırıldığında, anlamlı olarak daha fazla bir iyileşme göstermiştir. Bu çalışmaya ek olarak, insülin direnci diyet grubu ile karşılaştırıldığında, egzersiz grubunda anlamlı olarak daha fazla iyileşme göstermiş olmakla beraber, bu etki sadece ovulasyonun normale döndüğü hastalarda elde edilebilmiştir. PKOS'lu kadınların dahil edildiği bir çalışmada, orta yoğunluktaki 8-12 haftalık bir egzersiz eğitimi müdahalesi sonrasında, VKİ'de önemli bir değişiklik olmamasına rağmen, insülin direncinde düşük düzeyde ancak anlamlı bir iyileşme olduğu bildirilmiştir.

Diyet değişiklikleri

Diyet değişiklikleri, kilo kaybı veya egzersizin olmadığı durumlarda bile, fizyolojik parametreleri ve duygu durumunu etkileyebilmektedir. Yapılan bir çalışmada 16 hafta boyunca düşük karbonhidratlı, yüksek proteinli bir diyete uymak üzere rastgele alınan PKOS'lu kadınlarda, depresyon ve benlik saygısı açısından anlamlı düzelmeler görülmüştür. Triptofan bakımından zenginleştirilmiş bir diyet proteininin beyindeki serotonin düzeyini artırabilmesi, böylece hastanın başa çıkma becerileri ve buna bağlı olarak duygu durumunda bir iyileşme sağlaması, bu bulgulara ışık tutacak muhtemel bir fizyolojik açıklama olacaktır.

Stres ve duygudurumu yönetimi

PKOS'lu kadınların negatif uyaranlara abartılı SSS yanıtları ve bu hastalara stresörlerle baş etme yöntemlerinin öğretilmesinin faydalar sağlayabileceğini göstermektedir.

İnsulin hassaslaştırıcılar

PKOS'lu kadınların yaklaşık yarısı aşırı kilolu veya obezdir. Obezite varlığından bağımsız bir şekilde, bu kadınlarda sıklıkla insülin direnci görülmektedir. Dolayısıyla, bu insülin direnci bu hastalıkta patojenik bir role sahip olan hiperinsülinemiyi de beraberinde getirmektedir. Hiperinsülinerni, androjen biyosentezinde artışa ve seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) düzeyinde azalmaya neden olduğu düşünülmektedir.

Oral antihiperglisemik ilaçların, ağırlıklı olarak da metformin kullanımının, PKOS'lu kadınların insülin duyarlılığı ve ovaryan fonksiyonları iyileştirdiği gösterilmiştir. Birçok çalışmada, PKOS'lu kadınlarda metforminin menstrüel siklus paterni, ovulasyon ve gebelik sonuçları üzerinde iyileştirici etkilere sahip olduğu kanıtlanmıştır.